Ateşkes , Kalıcı Barışa dönecek mi?
Orta Doğu’da yıllardır süren gerilim, son dönemde yeni bir aşamaya girmiş görünüyor. İran ile ABD arasında doğrudan veya dolaylı kanallar üzerinden yürütülen müzakerelerin, kapsamlı bir anlaşma paketine evrilme ihtimali artıyor. Bu anlaşmanın ana hatları, savaşın sona ermesinden ekonomik yaptırımların gevşetilmesine, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ve nükleer sorunun çözümüne kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Lübnan, Yemen, Irak ve Körfez monarşileri bu gelişmeleri yakından takip ediyor.
Anlaşmanın ilk ve en kritik maddesi
Savaşın Lübnan dahil tüm cephelerde sona ermesi. İran destekli Hizbullah’ın İsrail ile yaşadığı çatışmalar, Yemen’deki Husiler’in Kızıldeniz’deki eylemleri ve Irak-Suriye hattındaki milis faaliyetleri bu kapsama giriyor. Taraflar, ateşkesin kalıcı olması için mekanizmalar oluşturmayı planlıyor.
İkinci önemli başlık
İran’ın bloke edilmiş birkaç milyar dolarlık fonlarının serbest bırakılması. 2018’den beri uygulanan ağır ABD yaptırımları nedeniyle İran Merkez Bankası ve çeşitli devlet kurumlarına ait milyarlarca dolarlık varlıklar başta Güney Kore, Irak ve Avrupa bankalarında dondurulmuştu. Bu fonların çözülmesi kararlaştırıldı. Ancak fonların ne şekilde ve hangi denetim mekanizmalarıyla serbest bırakılacağı, anlaşmanın en tartışmalı teknik detaylarından biri olacak.
Üçüncü Madde
ABD deniz ablukasının kaldırılması ve Hürmüz Boğazı’nın açılması. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik bir su yolu. İran, zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunurken, ABD de donanma varlığını artırarak yanıt vermişti. Anlaşmayla birlikte ABD’nin İran kıyıları yakınlarındaki ablukası kalkacak ve ticari gemilerin geçişi normalleşecek. Bu, özellikle Çin ve Hindistan gibi İran petrolü ithal eden ülkeler için büyük bir rahatlama anlamına geliyor. Aynı zamanda küresel enerji fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşturabilir.
Dördüncü husus
Amerikan güçlerinin İran’ın hemen çevresinden çekilmesi. Irak, Suriye ve Körfez’deki bazı üslerde konuşlu Amerikan kuvvetlerinin kısmi veya aşamalı geri çekilmesi gündemde. Bu, İran’ın “stratejik derinlik” algısını güçlendirecek ve Tahran’a kendi bölgesel nüfuz alanını daha rahat yönetme imkanı verecek. Ancak İsrail ve bazı Körfez ülkelerinin bu adıma karşı ciddi güvenlik endişeleri taşıdığı biliniyor
Kabul Edilmeyen Madde
ABD taraflı , yaptırımların kaldırılmasının “performansa bağlı rahatlaması” ilkesi çerçevesinde ilerleyeceğini vurgularken, İran’ın talep ettiği kalıcı yaptırım kaldırımı ve dondurulmuş fonların derhal serbest bırakılması talebinin şimdilik kabul edilmediği yönündedir.
Anlaşmanın en kritik zaman çizelgesi ise nükleer mesele. Taraflar, yukarıdaki maddelerin uygulanmasının ardından 30 günlük bir süre içinde nükleer program konusunda kapsamlı bir mutabakata varmayı hedefliyor. Bu süre, karşılıklı anlaşmayla uzatılabilecek. 30 günlük geçiş döneminde Hürmüz Boğazı’ndan geçişin kolaylaştırılması öngörülüyor.
Ancak birçok analist, anlaşmanın kırılganlığına dikkat çekiyor. Özellikle İsrail’in tepkisi, nükleer tesislerdeki denetim mekanizmalarının yeterliliği ve fonların silah programına kaydırılma riski en önemli soru işaretleri arasında.
Yorumlar (0)