Kobane’den Suriye Geneline Yayılan Öfke
Suriye’de son günlerde birbirini izleyen önemli üç gelişme yaşandı. Ülkenin siyasi ve toplumsal kırılganlığını yeniden görünür hale getirdi. Kürt savaşçı Sîpan Hiznî’nin öldürülmesinin ardından Kobanê’de başlayan protestolar, cezaevindeki ölümcül yangın ve güvenlik gerilimiyle büyürken; akaryakıt fiyatlarına yapılan sert zamlar bu kez Suriye’de Halep, İdlib, Hama, Şam kırsalı, Dara, Rakka, Deyrizor ve Haseke kentlerinde protesto edildi. Ekonomik öfke sokağa taşındı.Bugün ise İdlib’teki protestoda “Ruhuna lanet olsun ey Colani” ve “Halk rejimin devrilmesini istiyor!” sloganları atılıyor. Hama ve bazı kentlerde hükümet ve bakanların istifasına dair çağrılar olduğu edinilen bilgiler arasında. Yaşananlar, birbirinden bağımsız olaylardan çok, savaş sonrası Suriye’de devlet-toplum ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren iç içe geçmiş bir kriz tablosuna işaret ediyor.
Sîpan Hiznî Cinayeti Fitili Ateşledi
Kriz, Hesekê Tugayı bünyesinde görev yapan Kürt savaşçı Sîpan Hiznî’nin kaçırılarak öldürülmesinin ardından başladı.
Rûdaw ve bölgedeki Kürt kaynaklarına göre Hiznî, Hesekê yakınlarında kaçırıldı ve öldürüldü. Cinayetin bir Arap aşiretine mensup silahlı kişiler tarafından gerçekleştirildiği iddia edilirken, cinayetin görüntülerinin sosyal medyada yayılması Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde büyük tepkiye yol açtı. Rûdaw, Suriyeli makamların baş şüpheliyi belirlediğini ancak olayların başladığı aşamada henüz yakalayamadığını aktardı.
Bu noktada olayın yalnızca adli bir cinayet olarak kalmadığı görülüyor. Fail ya da faillerin yakalanamadığı algısı, endişelerin yaşanmasına neden oluyor.Suriye'de SDG'nin merkezi yönetime entegrasyon sürecinin tamamlandığı açıklaması sonrasında Kürt toplumunda “devlet bizi koruyabiliyor mu ve hukuk herkese eşit uygulanıyor mu?” sorusunu gündeme taşıdı.
Kobanê, Hesekê ve Kuzeydoğu Suriye'nin başka noktalarında gerçekleşen protestoların arkasındaki temel siyasal dinamik de burada yatıyor.
Kobanê’de Protestodan Cezaevi Faciasına
11 Eylül Cuma günü Kobanê’de Sîpan Hiznî’nin öldürülmesini protesto etmek amacıyla geniş katılımlı bir gösteri düzenlendi.
Ancak protesto sırasında güvenlik güçleriyle göstericiler arasında gerilim çıktı. Kürt kaynakları güvenlik güçlerinin protestoya müdahale ettiğini, ateş açıldığını ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığını bildiriyor.
Ancak kesin olan, protestoların ardından bazı göstericilerin gözaltına alınması ve Kobanê Cezaevi’ndeki durumun kısa sürede kontrolden çıkması.
Cezaevinde 9 Ölüm
Cezaevindeki tutukluların Halep’teki cezaevlerine nakledileceğine ilişkin haberlerin yayılması üzerine içeride protesto ve ardından yangın çıktı.
ANHA, son açıklamalarında 9 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 17 kişinin yaralandığını bildiriyor. Rûdaw da ölü sayısını dokuz olarak aktarıyor. İlk saatlerde Suriye resmi kaynaklarına dayandırılan haberlerde ise ölü sayısı yedi olarak verilmişti. Bu nedenle ilk haberlerde görülen farklı rakamların daha sonraki gelişmelerle değiştiği anlaşılıyor.
Yangının nasıl başladığı ve ölümlerde ihmal ya da doğrudan sorumluluk bulunup bulunmadığı ise henüz bağımsız bir soruşturmayla ortaya konmuş değil.
Suriye İçişleri Bakanlığı olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklaması kürt halkının öfkesini dindirmiyor. Suriyeli Kürt siyasi oluşumları, Suriye Demokratik Meclisi ve bölgedeki hukukçular ise bağımsız, şeffaf ve sonuçları kamuoyuna açıklanacak bir soruşturma talep ediyor.
Bu talep önemli. Çünkü cezaevindeki ölümler yalnızca güvenlik meselesi değil, yeni Suriye'nin hukuk düzeninin nasıl işleyeceğine ilişkin ciddi bir sınav haline gelmiş durumda.
Bugün ise Suriye Halk Meclisi Üyesi İlham Ahmed yaptığı açıklamada, “Kobani’de son günlerde yaşanan olayların araştırılması için soruşturma komitesi kurulduğunu açıkladı. Komitenin, Kobani Cezaevi’ndeki yangın dahil tüm süreci ele alacağını” söyledi.
Yangında 10 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Ahmed, olayların nedenlerinin ve sonuçlarının tek tek incelenmesi gerektiğini belirtti.
Ahmed, benzer olayların yeniden yaşanmaması için güvenlik alanında yeni tedbirler alınacağını belirterek halka sorumluluk çağrısında bulundu.
İkinci Kriz Akaryakıt Zamları
Kobanê’deki siyasi ve güvenlik gerilimi henüz yatışmadan bu kez ekonomik kriz Suriye genelinde sokağa yansıdı.
Suriye yönetiminin 13 Eylül'de akaryakıt fiyatlarını artırmasının ardından ülkenin farklı kentlerinde protestolar başladı.
Al Jazeera'nın 14 Eylül tarihli haberine göre dizel fiyatlarında yaklaşık yüzde 40, benzinde ise yaklaşık yüzde 28'e varan artışlar yaşandı. Hükümet zamların küresel enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle geçici olduğunu savunuyor.
Ancak zamların etkisi yalnızca araç sahipleriyle sınırlı değil.
Hama ve Hesekê'de minibüslerin çalışmayı bırakması veya seferlerin ciddi biçimde azalması ulaşımda aksamalara yol açtı. Kuzeydoğu Suriye'de ulaşım ücretlerinin bazı güzergâhlarda hızla yükseldiği bildiriliyor.
Üstelik ekonomik gerilim aslında son iki günde başlamış değil. ACAPS'ın (Assessment Capacities Project) “ insani yardım sektörüne yönelik bağımsız veri analizi ve izleme hizmetleri sunan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu” 9 Eylül değerlendirmesine göre Hesekê vilayetinde sübvansiyonlu motorinin kaldırılmasının ardından 3-8 Eylül arasında protestolar görülmüş; sübvansiyonsuz dizel fiyatı ağustos ortasına kıyasla yüzde 140'a kadar yükselmişti.
Dolayısıyla son zamlar zaten birikmiş olan ekonomik tepkinin üzerine geldi.
Yollar kapatıldı, lastikler yakıldı
14 Eylül itibarıyla protestoların farklı bölgelere yayıldığı bildiriliyor.
Göstericilerin bazı ana yolları kapattığı, lastikler yaktığı ve akaryakıt taşıyan tankerlerin geçişini engellediği yönünde haberler bulunuyor. ANHA, bazı bölgelerde protestocuları dağıtmak amacıyla gerçek mermi kullanıldığı yönünde haberler bulunduğunu aktarırken, bu iddianın bütün olay noktaları bakımından bağımsız kaynaklarla doğrulanmış olmadığını özellikle belirtmek gerekiyor.
Böylece Suriye'de iki ayrı öfke dalgası aynı anda ortaya çıkmış durumda:
Kobanê ve Kuzeydoğu'da adalet, güvenlik ve Kürtlerin siyasal statüsüne ilişkin kaygılar; ülkenin daha geniş bölümünde ise hayat pahalılığı, ulaşım ve enerji maliyetlerine yönelik ekonomik tepki.
Sorun Yalnızca Benzin ve Motorin Değil
Son olayları yalnızca “Kobanê'deki güvenlik olayları” veya “akaryakıt zammına tepki” şeklinde okumak Suriye'deki daha büyük dönüşümü gözden kaçırabilir.
Suriye'de merkezi yönetimin ülke üzerindeki idari ve güvenlik otoritesini yeniden kurmaya çalıştığı bir dönemde, Kuzeydoğu Suriye'deki Kürt yapılarının merkezi sisteme entegrasyonu son derece hassas bir süreçten geçiyor.
Sîpan Hiznî cinayeti bu nedenle sıradan bir adli vaka olmanın ötesinde sonuçlar doğurdu.
Cinayetin ardından gelişen olaylar, Kürt toplumunda merkezi güvenlik kurumlarına ilişkin güven sorununu açığa çıkardı. Kobanê cezaevindeki ölümler ise bu güvensizliği daha da büyütebilecek nitelikte.
Öte yandan ekonomik kriz etnik veya siyasi sınırları aşıyor.
Akaryakıt zamlarına karşı protestoların Kürt nüfuslu bölgelerin yanı sıra Suriye'nin başka kentlerine de yayılması, Şam yönetiminin önündeki sorunun yalnızca Kürt meselesi olmadığını gösteriyor. Yüksek enerji ve ulaşım maliyetleri ekmekten tarıma, elektrik üretiminden temel tüketim mallarına kadar hemen her alanı etkiliyor.
Bu nedenle ekonomik talepler ile siyasal taleplerin önümüzdeki dönemde birbirini beslemesi ihtimali kaçınılmaz.
Bölgede Etnik Çatışma Endişesi
Kobanê olaylarının en hassas boyutlarından biri ise Sîpan Hiznî cinayetinin fail veya faillerinin etnik ve aşiret kimliği üzerinden bütün bir topluluğa mal edilmesi riski.
Suriye Demokratik Meclisi de açıklamasında olayların Kürt-Arap toplumsal çatışmasına dönüştürülmemesi gerektiğini özellikle vurguladı ve toplulukların bir suçtan dolayı kolektif biçimde sorumlu tutulmasına karşı çıktı.
Bu uyarı Suriye açısından hayati önemde.
On yılı aşkın savaşın ardından ülkenin toplumsal dokusu zaten son derece kırılgan. Bireysel bir cinayetin aşiret çatışmasına, aşiret çatışmasının Kürt-Arap gerilimine, bunun da silahlı bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmesi bölgedeki bütün dengeleri değiştirebilir.
Kobanê bir kez daha kritik eşikte
Bugünkü tablo üç krizin üst üste binmesine işaret ediyor:Adalet, güven ve ekonomik kriz.
Bu üç başlığın ortak noktası ise halk ile yeni devlet kurumları arasındaki güven ilişkisidir.
Kobanê'de cinayetin bütün yönleriyle aydınlatılması, cezaevindeki ölümler konusunda bağımsız ve şeffaf soruşturma yürütülmesi ve protestolarda ölçüsüz güç kullanıldığına ilişkin iddiaların araştırılması gerilimin düşürülmesi açısından kritik görünüyor.
Ekonomik alanda ise akaryakıt fiyatlarındaki artışın ücretler ve halkın satın alma gücüyle arasındaki uçurum giderilemezse protestoların yalnızca birkaç günlük tepki olarak kalmayıp daha geniş bir sosyal itiraz dalgasına dönüşmesi ihtimali bulunuyor.
Suriye'nin önündeki temel soru artık yalnızca kimin ülkeyi yöneteceği değil; yeni düzenin farklı halkların haklarını güvence altına alan, hesap verebilir ve ekonomik olarak yaşanabilir bir düzen kurup kuramayacağı.
Yorumlar (0)