Bayram Yoksullara Uğramıyor, Keşan’da Madenci Kızlar Bayram Benim Neyime
Keşan’da, Kiremitçiler Grup bünyesindeki Özşen Madencilik’te çalışan işçiler, aylardır ödenmeyen ücretleri için yürüdü. Eylemin en çarpıcı sesi ise madencilerin kız çocuklarından geldi. Bayram arifesinde sokakta, ellerinde pankartlarla babalarının hakkını ararken söyledikleri cümleler, bu ülkenin emek gerçeğini en yalın haliyle özetliyordu:
“Eğer paramızı verirseniz kendimize bayramlık alabiliriz. Babam 3 aydan beri maaşını alamıyor. Biz kiramızı, yiyeceğimizi, temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. Bayramda aç kalıyoruz.”
Bu sözler, bayramın sadece takvimdeki bir gün olmadığını, aynı zamanda derin bir sınıfsal yarayı da temsil ettiğini gösteriyordu.
Bayram Hep Zengine mi Gelecek
Eyleme 6 yaşındaki oğluyla katılan bir madenci, hem öfkesini hem de yorgunluğunu şu sözlerle dile getirdi:
“Ben çocuğumu 6-7 gündür yüzünü daha yeni görüyorum. Gecenin bir yarılarında eve geliyorum. Artık sadece benim adıma değil, buradaki bütün madenciler de aynı. Aile ortamı diye bir şey kalmadı… Bugün bayram. Bayram kime gelir? Hep zengine mi gelecek bayram? Benim iki tane çocuğum var. Ben kiracıyım. Bugün arife, başka planlarım vardı ama olmadı. Neden? Bay Kiremitçi’nin yüzünden.”
İşçinin sesinde hem kişisel bir dram hem de kolektif bir çaresizlik vardı. 21 arkadaşlarının keyfi biçimde işten çıkarılmasına da tepki gösteren madenci, patronun kendilerine hiçbir açıklama yapmamasını “insafsızlık” olarak nitelendirdi.
Patron Tatilde, Emekçi Sokakta
Madenci kızlarının “Babamın parasını vermediğiniz için bayramda bayramlık alamıyorum” şeklindeki açıklaması, aslında bayramın sınıfsal niteliğinin en çıplak ifadesiydi. Vergiden muaf teşvikler, devlet destekleri alan patron için bayram tatili varken, işçiler sokaklarda hakkını arıyordu. Patronun taahhüt ettiği ücretleri bile ödememesi, sömürünün ötesinde bir ahlaki çöküşü işaret ediyordu.
Kız çocuklarının o masum ama keskin dili, adeta “Kral çıplak” dedirtti. Neo-liberal düzenin vaaz ettiği “herkes kazanacak” masalının yalanını, en saf halleriyle haykırdılar. Çünkü sistem, kârı patronun cebine akıtırken, bayramı da sadece onun evine uğratıyor. Emekçiye kalan ise açlık, borç, yorgunluk ve çocuklarına “bu bayram da olmayacak” demek zorunda kalmak.
Mızrak Çuvala Girmiyor
Yürüyüşün taşıdığı mesaj ise oldukça net: Bu böyle gitmez. Sömürü sisteminde mızrak çuvala girmiyor. Madenciler artık “bu böyle gitmez” diyor. Yerin altında canlarını ortaya koyarak ülkenin enerji ihtiyacını karşılayan işçiler, yer üstünde yok sayılıyor. Bayram öncesi bu yürüyüş, sadece ikramiye ve alacakların ödenmesi talebiyle sınırlı değil; aynı zamanda onurlu bir yaşam, çocuklarının geleceği ve insanca çalışma koşulları mücadelesinin bir parçası.
Madenci çocukları da biliyor ki, bayramlığı da, ekmeği de, onuru da gasbedilenler bu mücadeleden vazgeçmeyecek. 7 yaşındaki küçük bir kızın elindeki “Babamın hakkı nerede?” yazan pankart, 27 yaşındaki ablasının kararlı duruşuyla birleşince ortaya güçlü bir tablo çıkıyor. Bu tablo, Türkiye’nin maden emekçilerinin uzun yıllardır süren sessiz çığlığını artık duyuruyor.
Yürüyüş devam ediyor. Madenci kızları yorulmadan, yılmadan yürüyor. Çünkü onlar, babalarının her gün verdiği mücadeleyi çok iyi tanıyor. Yerin altında verdiğiniz emek, yer üstünde çocuklarımızın bayramlığını bile alamıyorsa, o sistem sorgulanmalıdır.
Bu yürüyüş, sadece bir alacak-verecek meselesi değil; onur mücadelesidir. Ve madenciler ile onların evlatları, bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye kararlı görünüyor.
Bayram geliyor… Ama madenci çocuklarının gözünde bu bayram, babalarının hakkı ödenmeden kendileri için bayram olmayacak.

Yerin Altı Karanlık, Üstü Yoksulluk
Bayramlar, toplumun genel ruh halini yansıtır. Bu ülkede bir kesim için yeni kıyafetler, tatlılar, ziyaretler ve dinlenme varken; diğer kesim için fatura, kira derdi, ödenmemiş maaş ve “acaba bu bayram çocuklarıma ne diyeceğim” kaygısı hâkim. Özşen Madencilik işçilerinin ve kızlarının mücadelesi, işte bu çelişkinin somut fotoğrafı.
Emekçilerin hakkını aramak için sokağa çıkmak zorunda kaldığı, çocukların babalarının parasını istemek için pankart taşıdığı bir bayram, aslında hepimize utanç verici bir manzara sunuyor.
Madenci kızları sadece babalarının maaşını istemedi. Aynı zamanda onurlu bir yaşam, adil bir düzen ve bayramın herkes için bayram olabildiği bir ülke istedi. Sesleri duyulmalı. Çünkü bu ses, sadece Keşan’dan yükselmiyor; ülkenin dört bir yanındaki emekçilerin ortak çığlığıdır.
Yorumlar (0)