Mutlak Butlan Kararı Dünya Basınında

Türkiye’de askeri darbeler, yerini daha sinsi ve kurumsal bir “yargı darbesine” bırakmış durumda. HDP ve DEM Parti’ye ait belediyelere atanan kayyumlar, bu sürecin ilk halkasını oluşturdu. Ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik hamleler ve Ekrem İmamoğlu’na karşı yürütülen süreç, darbe mantığının sadece muhalif partilere değil, doğrudan halkın iradesine vurulmuş bir darbe olduğunu gösterdi. Bu operasyonlar, CHP’yi hedef alarak muhalefetin tamamını etkisizleştirmeyi, siyaset alanını daraltmayı ve tek sesli bir yönetim kurmayı amaçlıyor. Seçilmişlerin yerine atanmışların geçirilmesi, demokrasinin temel direklerini oyuyor. Siyasi olarak yarattığı tahribatın yanı sıra, ekonomiye verdiği zarar ise çok daha ağır. İmamoğlu’na yönelik “darbe” ile zaten kırılgan olan güven ortamı ağır yara aldı; yatırımlar durdu, yabancı sermaye kaçtı, piyasalar tedirginlik içinde. Ardından Özgür Özel’e ve CHP’ye karşı geliştirilen hamleler, bu çöküşün artarak sürmesine neden olmaktadır. Darbeler her zaman olduğu gibi, en çok halka yoksulluk olarak dönüyor. Artan enflasyon, eriyen alım gücü, kapanan esnaf ve işsizlikteki yükseliş, siyasi hesaplaşmanın faturasını vatandaşın cebinden ödetiyor. Türkiye, bir kez daha darbe mantığıyla yönetilmeye çalışıldığında, ne demokrasinin ne de ekonominin ayakta kalabildiğini acı bir tecrübeyle görüyor. Bu süreç, sadece bir partinin veya belediyenin sorunu değil; Türkiye’nin geleceğinin vurulmak istenen prangadır. Dolayısıyla demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Bu bağlamda mutlak butlan kararı dünya basınında geniş yer buldu.

Mutlak Butlan Kararı Dünya Basınında

Yargı Darbesi  

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026’da CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nı (4-5 Kasım 2023) “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etmesi, Türkiye siyasetinde deprem etkisi yarattı. Özgür Özel ve yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması, Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetimin göreve iadesi, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı.

Batı Medyası ,Demokrasiye Vurulan Darbe

ABD, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa medyası kararı büyük ölçüde demokrasiye karşı yargı yoluyla müdahale olarak yorumladı.

Reuters, kararı “Türkiye’nin ana muhalefet liderini görevden alma” olarak nitelendirdi ve finansal piyasalardaki sert düşüşe dikkat çekti. CHP’nin karara “yargı darbesi” tepkisini öne çıkardı.

France 24 ve AFP, Ankara’daki mahkemenin muhalefeti zayıflatma girişimi olarak gördüğü haberde, Ekrem İmamoğlu’nun “Türkiye’ye ve demokrasiye darbe” sözlerine yer verdi. Karar, 2024 yerel seçim zaferinden sonra CHP’ye yönelik baskıların zirvesi olarak değerlendirildi.

Bloomberg ve diğer Anglo-Sakson medya organları, olayı “Erdoğan’ın rakiplerini zayıflatma hamlesi” bağlamında ele aldı. Siyasi belirsizliğin artması, liderlik krizi ve hukuk devleti tartışmalarını vurguladı.

Batı’da genel ton, kararın sadece bir parti içi uyuşmazlık değil, muhalefete sistematik baskının yeni eşiği olduğu yönündeydi. “Yargı baskısında büyük tırmanış” ifadeleri sıkça kullanıldı.

Protestolar, CHP’nin itirazları ve olası Yargıtay süreci, uluslararası medyanın takip ettiği başlıca gelişmeler oldu.

Piyasa Tepkileri ve Ekonomik Boyut

Karar, Borsa İstanbul’da (BIST 100) yaklaşık %6’lık sert düşüşe yol açtı. Türk tahvilleri de değer kaybetti. Batı medyası bu tepkiyi, yatırımcıların siyasi istikrarsızlıktan endişe duyduğunun kanıtı olarak yorumladı.

Rusya ve Çin Basını: Daha Temkinli, Piyasaya Odaklı

Rusya ve Çin medyası, olayı Batı kadar sert demokrasi eleştirisiyle ele almadı. Daha çok ekonomik istikrar ve Türkiye’nin iç dinamikleri üzerine odaklandılar.

Rus kaynaklar, kararın Türk siyasetindeki kırılmaları ve olası piyasa dalgalanmalarını haberleştirdi.

Çin basını ise genel olarak daha nötr kaldı; Türkiye ile ekonomik ilişkiler bağlamında ele aldı. 

Bu ayrışma, uluslararası medyada Türkiye’ye bakış açısındaki geleneksel bölünmeyi yansıtıyor: Batı değerler ve demokrasi vurgusu yaparken, Doğu blok daha pragmatik ve jeo-ekonomik açıdan yaklaşıyor.

Genel Değerlendirme

Dünya basını, mutlak butlan kararını Türkiye’de muhalefetin maruz kaldığı en ciddi yargı müdahalelerinden biri olarak kaydetti. Karar, 2024 yerel seçim başarılarının ardından CHP’nin ivmesini kırma girişimi olarak okundu. Eleştiriler özellikle yargının siyasallaşması, güçler ayrılığının zayıflaması ve demokratik rekabetin daralması üzerinde yoğunlaştı.

CHP’nin Yargıtay’a itirazı, Yüksek Seçim Kurulu başvurusu ve sokak protestoları ile süreç devam ediyor. Uluslararası gözlemciler, bu gelişmelerin Türkiye’nin iç siyasetini ve uluslararası itibarını uzun vadede şekillendireceğini belirtiyor.

Bu olay, sadece bir parti içi hukuki uyuşmazlık olmanın ötesinde, Türkiye demokrasisinin mevcut durumuna dair küresel bir tartışma başlattı. Batı medyası için “karanlık bir gün”, Doğu için ise “piyasa odaklı bir iç mesele” olarak algılandı. Gelişmeler yakından takip edilmeye devam edecek.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış