Suriye’de Yeni Bir Dönüm Noktası ve HTS’teki Ayrışma
Suriye’nin doğusunda, Fırat Nehri’nin bereketli ama kanla sulanmış topraklarında yeni bir iddia yükseliyor. Deir ez-Zor kırsalındaki Kesra kasabasında, radikal İslamcı grupların bir araya gelerek “İslam Halifeliği”ni ilan ettiği bildiriliyor. Bu gelişme, bölgenin uzun süredir süren kaosuna yeni bir boyut katarken, hem yerel dinamikleri hem de uluslararası dengeleri derinden etkileme potansiyeli taşıyor.
Kesra, Deir ez-Zor’un stratejik öneme sahip küçük bir yerleşimi. Çevresindeki kabile yapıları, petrol yataklarına yakınlığı ve Irak sınırına olan mesafesiyle yıllardır çeşitli silahlı grupların rekabet alanı oldu. Bölge sakinlerine göre, son haftalarda burada düzenlenen gizli toplantılarda farklı cihatçı fraksiyonlar bir araya geldi. Toplantıların sonunda “İslam Halifeliği”nin yeniden kurulduğu duyuruldu. Bu ilan, sembolik olmaktan öte, pratikte bir yönetim ve sadakat mekanizması oluşturma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklara göre, bu yeni yapı kısa süre içinde resmen IŞİD’e (DEAŞ) bağlılıklarını ilan edecek. Ancak ilginç bir ayrım da yapılıyor: Yeni grup, “Müslüman hiç kimse ile savaşmayacağını” vurguluyor. Bu söylem, hem propaganda açısından hem de taktiksel bir manevra olarak dikkat çekiyor. Bölgedeki aşiretler ve yerel halk nezdinde “iç çatışmayı önleme” mesajı verirken, aynı zamanda potansiyel rakiplerine karşı “biz sadece İslam düşmanlarıyla mücadele ediyoruz” narratifini güçlendirmeyi hedefliyor. Yine de uzmanlar, bu tür açıklamaların genellikle taktiksel olduğunu ve sahadaki gerçekliğin çok daha karmaşık olduğunu belirtiyor.
Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak, kuzeybatı Suriye’de hakim olan Hay’at Tahrir al-Sham (HTS) içinde de ciddi bir ayrışma yaşanıyor. El Şara (Ahmed el-Şara / Ebu Muhammed el-Cevlani) liderliğindeki HTS, son dönemde daha pragmatik bir çizgiye evrilmeye çalışıyordu. İdlib merkezli yönetim, uluslararası meşruiyet arayışında yumuşama sinyalleri vermiş, bazı radikal unsurları sınırlamaya yönelik adımlar atmıştı. Ancak bu yaklaşım, örgütün içindeki sertlik yanlısı kanatları rahatsız etti.
HTS’nin farklı bileşenleri arasında derin görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Daha radikal yapılar, El Şara’nın “uzlaşmacı” politikasını eleştirerek Deir ez-Zor’daki yeni halifelik girişimine sempatiyle bakıyor. Bazı komutanlar ve yabancı savaşçılardan oluşan gruplar, HTS’ten kopma eğilimi gösteriyor. Bu ayrışma, sadece ideolojik değil, aynı zamanda maddi kaynakların paylaşımı ve stratejik öncelikler üzerinden de derinleşiyor. Radikal kanatlar, “savaşmaya hazırlanıyoruz” mesajı vererek hem HTS’ye hem de bölgedeki diğer aktörlere gözdağı veriyor.
Sahadaki gözlemciler, bu gelişmelerin tesadüf olmadığını söylüyor. IŞİD’in eski hücrelerinin yeniden toparlanma çabaları, HTS içindeki huzursuzluk ve Deir ez-Zor’daki aşiret dengelerindeki değişim bir araya gelince, yeni bir cihatçı dalganın habercisi olabiliyor. Özellikle Irak sınırının hemen ötesindeki istikrarsızlık, lojistik destek ve savaşçı transferi açısından kritik rol oynuyor.
Bölge halkı ise tedirgin. Deir ez-Zor’da yaşayan Arap aşiretleri, hem HTS’nin genişlemesinden hem de yeni halifelik iddiasından rahatsız. Uzun yıllardır süren çatışmaların ardından görece istikrar arayan yerel topluluklar, yeni bir şiddet dalgasından korkuyor. Kadınlar, gençler ve azınlık gruplar açısından ise “halifelik” söylemi, geçmişteki IŞİD zulmünün acı hatıralarını canlandırıyor.
Uluslararası aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. ABD öncülüğündeki koalisyon, Deir ez-Zor’daki üslerini ve yerel müttefiklerini güçlendirme kararı alırken, Türkiye ise HTS ile ilişkilerini dengeleme çabası içinde. Rusya ve İran destekli rejim güçleri ise bu kaostan yararlanarak kendi pozisyonlarını güçlendirmeye çalışıyor.

Suriye’de on yılı aşkın süredir devam eden savaşın bitmediğini, sadece şekil değiştirdiğini gösteren bu son gelişmeler, bölgenin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kesra’da ilan edilen “İslam Halifeliği”, kısa vadede sınırlı bir etki yaratabilir ancak uzun vadede hem HTS içindeki ayrışmayı hızlandırabilir hem de yeni bir radikalizasyon dalgasının önünü açabilir.
Radikal yapıların “savaşmaya hazırlanıyoruz” tehdidi, önümüzdeki dönemde Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni çatışmalara yol açabilir. El Şara liderliğindeki HTS’nin bu ayrışmayı nasıl yöneteceği, örgütün geleceğini belirleyecek en kritik soru olarak öne çıkıyor. Bölge, bir kez daha “yeni başlangıç” iddialarının altında eski hesaplaşmaların yaşandığı bir arenaya dönüşme riskiyle karşı karşıya.
Bu karmaşık denklemde en büyük belirsizlik, yerel dinamiklerle küresel güçlerin kesişim noktasında yatıyor. Kesra’nın çöl rüzgarlarında yükselen yeni bayraklar, sadece Suriye’nin kaderini değil, tüm bölgede dengeleri etkileyebilecek bir sürecin habercisi olabilir.
Yorumlar (0)