Datça Düğünlerinin Ustası Sevim Duman

Düğün alanının dışarıdan görünüşü ilk anda bir "kızılca kıyamet" izlenimi verse de toplu yemek alanına girip alıcı gözle baktığınızda, her şeyin bir saatin akrebi ve yelkovanı kadar tıkır tıkır işlediğini rahatça görebilirsiniz. Onlarca genç, aldıkları komutlar doğrultusunda hiç şaşırmadan kendi görevini yapar ve bu ahenk insana huzur verir. Ben bu manzarayı, senkronize yüzme müsabakalarına çıkan sporcuların mükemmel gösterilerine benzetirim. Onlar çocuk yaştan itibaren yıllarca eğitilirler; oysa buradaki kusursuz akışın ardında bin yıllık tarihsel bir birikim yatar. Binlerdir süregelen o beraber olma tutkusu, bu tür toplu şölenlerin mükemmeliyetini doğurmuştur.

Datça Düğünlerinin  Ustası Sevim Duman

Datça Düğünlerinin  Ustası Sevim Duman

Datça düğünleri denildiğinde insanların aklına gelen ilk şey birlik ve dayanışma duygusudur. Düğünler; emeğin, malzemenin ve üretimin ortaklaştığı, imece usulüyle büyüyen görkemli birer şölendir. Bu güzelliklerin üzerine bir de Sevim Duman ustayı eklediğinizde tam bir mükemmeliyetle karşılaşırsınız.

Düğün alanının dışarıdan görünüşü ilk anda bir "kızılca kıyamet" izlenimi verse de toplu yemek alanına girip alıcı gözle baktığınızda, her şeyin bir saatin akrebi ve yelkovanı kadar tıkır tıkır işlediğini rahatça görebilirsiniz. Onlarca genç, aldıkları komutlar doğrultusunda hiç şaşırmadan kendi görevini yapar ve bu ahenk insana huzur verir. Ben bu manzarayı, senkronize yüzme müsabakalarına çıkan sporcuların mükemmel gösterilerine benzetirim. Onlar çocuk yaştan itibaren yıllarca eğitilirler; oysa buradaki kusursuz akışın ardında bin yıllık tarihsel bir birikim yatar. Binlerdir süregelen o beraber olma tutkusu, bu tür toplu şölenlerin mükemmeliyetini doğurmuştur.

Bir örnekle konuya açıklık getirelim: Örneğin beş kişi düğün alanına girdiniz; hemen "tepegöz" ya da "ortacıbaşı" denilen görevli devreye girer. Kaş, göz ve parmak işaretleriyle gelen ailenin masası anında donatılır. Sucu, çatal-kaşıkçı, ekmekçi, masa örtücü ve buzcu... Hepsi sırayla devreye girer. Masa, kaşla göz arasında yemeğe hazır hale getirilir.

Bu noktada bir gözlemimi de aktarmalıyım: Ortalıkta dolaşan ve yaşları oldukça küçük olan çocukların çok önemli görevler üstlendiğini gördüm ve hayran kaldım. Onlar için bu yemek alanı adeta bir okuldur. Henüz okul çağında dahi olmayan çocuklar, boşalan masalarda yarım kalmış meşrubatları toplayıp özel alana götürüyorlardı. Özel alandaki görevli ise bu yarım kalan şişeleri tamamlayarak tekrar düğün alanına gönderiyordu. İsrafa karşı mükemmel bir davranış! O çocuklar bir yandan düğün geleneğini yaşayarak ve uygulayarak öğrenirken, diğer yandan işe yarama duygusuyla kişilik geliştiriyorlar. Ve en önemlisi, çağımızın en büyük problemi olan israfa karşı durmayı küçük yaşta kavrıyorlar.

Şimdi gelin, bu büyük şölenlerin yıllarca "beyin takımı" olmuş o özel insandan söz edelim...

Datça Düğünlerinin  Ustası Sevim Duman

Sevim Duman oğlu Erkan Duman ile birlikte yaşıyor. Yarımada toplu yemeklerin büyük ustası       Binlerce gencin mutlu evliliklerinde emeği olan Sevim Duman.

Sevim Duman  Yıların Yorgunu Bir Usta

Kendisine uğradığımda onu kanepesinde sakince otururken buldum. "Yarımadayı doyuran kadın" dedim içimden... Mağrur bir edayla, kendisiyle barışık bir şekilde oturuyordu karşımda. Oldukça esmer teni ve hâlâ bir orman gibi gür saçlarıyla duruyordu. Bana dönüp "Hoş geldin," dedi.

Onu gördüğünüz ilk anda yılların yorgunu bir usta olduğu kanaatine varırsınız. O derin birikimlerle dolu zihnini ne yazık ki bir gün alıp götürecek ve geriye elimizde avucumuzda hiçbir şey kalmayacak... Bizler de sadece "Çok büyük bir ustaydı, düğünlerin muazzam bir idarecisiydi" diyerek hayıflanmaktan öteye geçemeyeceğiz. Oysa o, Datça’nın dokuz köyüyle birlikte bütün Yarımada'da tanınmış bir efsanedir. Sevim Hanım, tüm Datça’nın ağız tadı, lezzetidir. Her ailenin düğününde ya da toplu yemeğinde mutlaka onun izi vardır; yaptığı yemeklerle hafızalarda silinmez yerler edinmiştir.

Sevim Hanım, Datça ilçesinin Betçe tarafındaki Yaka köyüne bağlı Kumyer mahallesinde dünyaya gelir. Babası Alioğlu Mehmet Halil Bulut, annesi ise Hatun kızı Fatma Bulut’tur.

Eşi, "Şibir" lakabıyla bilinen Fevzi Duman’dır. Eşiyle birlikte yıllar boyu çalışıp birikim yapmışlardır; ikisi de kendi alanlarında uzmandır. Fevzi Ağabey rahmetli oldu, onu erken yaşta kaybettik. O bir fırın ustasıydı; o gidince fırın da kalmadı ortalıkta... Sevim Duman ise toplu yemeklerin kraliçesidir. Yöre halkı, onun üzerine henüz bir ustanın gelmediğini söyler. Kime sorarsanız sorun; o gerçekten titiz, disiplinli ve büyük bir idarecidir.

Yöremizde "tatar" ve "lokum" gibi hamurun kesilmesiyle elde edilen makarna türü yemekler, onun ekibinin titiz ellerinde mükemmel bir lezzete dönüşür. Bir düğünün başarısı ise pişirilen kuru fasulyeyle ölçülür. Düğün yemeğine katılanların en çok övdüğü yemeklerden biridir bu. Bir zamanlar bu fasulyeler tamamen yöresel ve yerli üründü. Günümüzde maalesef bunlar artık yok; çünkü toplu yemek yapan hazır firmalar bu yöresel lezzetleri bilmiyorlar. Yine bol sarımsak ve domatesle yapılan o mükemmel patlıcan yemeği de artık menülerde yok... Yöre bademleriyle büyük bir emekle yapılan o meşhur "Saraylı" tatlısı da ne yazık ki düğün yemeklerinden kaldırıldı.

Sevim Duman'ın Menüsünde  Neler  VardıI?

Neler yoktu ki... El emeği, göz nuru ve sabır isteyen bu menünün arkasındaki en büyük güç odur. "Sarma" ve "kesme" olmak üzere iki çeşit makarnanın hazırlığına üç gün öncesinden başlanırdı. Sevim Usta sabırla bu hazırlıkları yaptırır, özellikle sarma makarna çok sevilirdi. O, aynı zamanda yanında çalışan çıraklarına karşı da son derece şefkatli bir ustaydı.

Eskiden düğün yemeklerine çorba ile başlanırmış. "Hava çorbası" olarak bilinen ve kültür tarımı yapılmayan yöre toprağındaki yabani mördümük bitkisinin tohumları değirmende öğütülerek elde edilirdi. Sevim Usta, "Bazı düğünlerde mercimek çorbası da pişirirdik," diyor ve ekliyor: "Eskiden fasulye boldu, yerli fasulye kullanırdık. Pirinç olmadığı için de bulgur pilavı yapardık."

Datça'nın çorak topraklarında yetişen buğdayı yuvgu taşlarından geçirip pilava dönüştürmek ne kadar da büyük bir emektir... "Saraylı" ise badem kullanılarak yapılan, ayrı bir ustalık isteyen ve çok sevilen yöresel bir tatlıdır.

Sevin  Duman Ustaya Bir Çift Söz

Sana daha nice sağlıklı ve huzurlu yıllar dilerim Sevim Abla...

Günün birinde bir araştırmacı çıksa da şu Yarımada yemeklerini sana uzun uzun anlattırsa... Kayda geçilse şu yemeklerin yapılışı; dökülen alın teri ve uykusuz geçen gecelerin ürünü olan o muazzam lezzetler...

Sevim Abla, sen görevini hakkıyla yapmış bir insanın huzuru içindesin. Sizler bu usta kuşağının son temsilcileri olarak rahat olun, huzurla yaşayın.

Yazar hasan doğan

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış