Eğitim Sen’den “Demokratik ve Eşitlikçi Eğitim” çağrısı
Eğitim Sen’in 25-29 Ağustos 2026 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirdiği 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nın sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede; kamusal, parasız, bilimsel, laik, anadilinde ve çok dilli, demokratik, eşitlikçi, ekolojik ve erişilebilir bir eğitim sistemi talep edildi.
Eğitim Sen, “Eşitlik ve Özgürlük İçin” temasıyla gerçekleştirdiği 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nın sonuç bildirgesini 2 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştı.
Türkiye’nin farklı kentlerinden eğitim emekçileri, bilim insanları, öğrenci ve veli örgütleri, meslek örgütleri ile emek ve demokrasi güçlerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilen kurultayda, Türkiye’de eğitim sisteminin mevcut sorunları ve çözüm önerileri çok sayıda başlık altında ele alındı.
Bildirgenin girişinde, kurultayın Türkiye’de eğitim emekçilerinin eğitim politikalarının nesnesi değil, öznesi olma mücadelesinin tarihsel devamı olduğu vurgulandı. Eğitim Sen, bu yaklaşımın 1968 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından gerçekleştirilen Devrimci Eğitim Şûrası’na, ardından TÖB-DER’e uzanan bir mücadele geleneğine dayandığını belirtti.
“Eğitim politikaları demokratik katılımla oluşturulmalı”
İki yıla yayılan hazırlık sürecinde şubelerde başlayan tartışmaların iş yeri ve bölge toplantıları, atölyeler ve akademik danışma toplantılarıyla sürdürüldüğü belirtilen bildirgede, binlerce eğitim emekçisinin sürece doğrudan katkı sunduğu ifade edildi.
Kurultayın temel yaklaşımının demokratik katılım olduğu belirtilerek, eğitim politikalarının yalnızca bakanlık bürokrasisi tarafından değil; öğretmenler, öğrenciler, veliler, akademisyenler ve eğitim sendikalarının katılımıyla oluşturulması gerektiği savunuldu.
Dokuz başlık altında eğitim politikaları tartışıldı
Kurultayda eğitim sisteminin mevcut durumu ve geleceği; kapitalist sistem ve Türkiye’de eğitim, eğitim sistemindeki sorunlar, laik eğitim, anadili temelli çok dilli kamusal eğitim, demokratik ve özerk üniversite, toplumsal cinsiyet eşitliği, demokratik okul, yapay zekâ ve dijital dönüşüm ile ekolojik eğitim başlıkları altında değerlendirildi.
Bildirgede bu başlıkların birbirinden bağımsız olmadığına dikkat çekilerek, eğitim sisteminin niteliğinin toplumsal düzen, eşitsizlikler ve kamusal hizmet anlayışıyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi.
“Eğitim piyasalaştırılıyor”
Eğitim Sen, Türkiye’de eğitim alanındaki sorunların tek tek uygulamalardan değil, daha geniş bir yapısal dönüşümden kaynaklandığını savundu.
Piyasalaşma, merkeziyetçilik, dinselleştirme, toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi ve kamusal sorumluluğun zayıflaması eleştirilirken, eğitim hakkının giderek ailelerin ekonomik olanaklarına bağımlı hale geldiği ifade edildi.
Bildiride öğretmenlerin pedagojik karar alanlarının daraltıldığı, eğitim sisteminin performans ve denetim odaklı bir yapıya yöneldiği belirtilirken; sanat, spor ve felsefe eğitiminin de güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
MESEM için “kaldırılsın” çağrısı
Sonuç bildirgesinde mesleki eğitim merkezleri (MESEM) de önemli başlıklardan biri oldu.
Çocuk işçiliğine ve MESEM uygulamalarına yönelik eleştirilerin yer aldığı bildirgede, yoksulluk ve akademik güçlükler nedeniyle çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmasının eğitim hakkı ve çocuğun üstün yararı açısından ciddi sorunlar yarattığı savunuldu.
Eğitim Sen, MESEM’in kaldırılması ve mesleki eğitimin okul temelli, nitelikli, sosyal güvenceli ve çocuğun üstün yararını esas alan bir anlayışla yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.
Anadili temelli çok dilli eğitim vurgusu
Bildirgenin öne çıkan başlıklarından biri de anadili temelli çok dilli kamusal eğitim oldu.
Tek dilli eğitim anlayışının anadili farklı olan çocuklar açısından öğrenme, değerlendirme ve aidiyet sorunlarını derinleştirdiği belirtilirken, bütün dillerin eşit değere sahip olduğu anlayışı savunuldu.
Anadili temelli çok dilli eğitimin, öğrencilerin kendi anadillerinde öğrenmelerini ve anadillerini geliştirmelerini eğitim hakkının bir parçası olarak gördüğü ifade edildi.
Laik ve bilimsel eğitim talebi
Eğitim Sen, eğitim alanında dini yapıların ve çeşitli protokollerin etkisinin artmasına da tepki gösterdi.
ÇEDES ve benzeri uygulamalar, bilimsel ve eleştirel içeriğin zayıflatılması, karma eğitime yönelik müdahaleler ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin eğitim politikalarından uzaklaştırılması bildirgede eleştirilen başlıklar arasında yer aldı.
Sendika, laik, bilimsel ve demokratik eğitimin güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
Üniversitelerde özerklik ve akademik özgürlük
Yükseköğretime ilişkin değerlendirmelerde ise akademik özgürlüğün ve kurumsal özerkliğin zayıflaması, merkezi siyasal denetim, piyasalaşma ve güvencesiz çalışma öne çıkan sorunlar olarak sıralandı.
Öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve bilimsel kaynaklara erişiminin kamusal olarak güvence altına alınması gerektiği belirtilirken, üniversitelerin tüm bileşenlerinin karar süreçlerine demokratik ve eşit biçimde katılması talep edildi.
Yapay zekâ “denetim aracına dönüşmemeli”
Kurultayın gündemlerinden biri olan yapay zekâ ve dijital dönüşüm konusunda da kapsamlı değerlendirmelere yer verildi.
Yapay zekânın öğretmenin yerine geçen, öğrencileri ve eğitim emekçilerini gözetleyen ya da eğitimi standartlaştıran bir denetim aracına dönüşmemesi gerektiği belirtilen bildirgede; eğitim verilerinin korunması, dijital eşitsizliklerin giderilmesi ve algoritmik önyargılarla mücadele edilmesi gerektiği ifade edildi.
Öğrencilerin yalnızca yapay zekâ kullanan bireyler değil, dijital verileri sorgulayabilen ve algoritmik önyargıları değerlendirebilen eleştirel dijital yurttaşlar olarak yetiştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Ekolojik eğitim çağrısı
Ekolojik krizin eğitimden bağımsız ele alınamayacağı belirtilen bildirgede, ekolojik eğitimin yalnızca çevre konularının müfredata eklenmesinden ibaret olmadığı ifade edildi.
Okulların iklim krizine ve afetlere dayanıklı, erişilebilir, sağlıklı ve demokratik yaşam alanları olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği savunuldu.
“Eğitim emekçileri karar süreçlerinin öznesi olmalı”
Eğitim Sen, sonuç bildirgesinde eğitim emekçilerinin mesleki ve pedagojik özerkliğinin güçlendirilmesi çağrısını yineledi.
Öğrenciler, veliler, sendikalar, akademisyenler ve ilgili toplumsal kesimlerin eğitim politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçlerine örgütlü ve demokratik biçimde katılması gerektiği belirtildi.
Bildirgenin sonuç bölümünde ise eğitim sisteminin piyasalaştırıldığı, merkeziyetçi biçimde yönetildiği ve eşitsizlikleri yeniden ürettiği savunularak, bunun yerine kamusal, parasız, bilimsel, laik, anadilinde ve çok dilli, demokratik, eşitlikçi, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, ekolojik, erişilebilir ve çocuğun üstün yararını temel alan bir eğitim sistemi talep edildi.
Eğitim Sen, TÖS ve TÖB-DER’den devraldığı mücadele birikimine vurgu yaparak mücadelesini geniş toplumsal kesimlerle sürdüreceğini açıkladı.
Bildirge, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın Eğitim Sen!” ifadeleriyle sona erdi.
Yorumlar (0)