Yargıtay’ın Kararı Karşılık Buldu
İzmir’in Çeşme ilçesindeki ünlü Altınkum Plajı’nda yaşanan bir engelleme, Türkiye’de kıyıların kullanımı konusunda emsal niteliğinde bir yargı kararıyla sonuçlandı. Havlusunu kuma serip denize girmek isteyen bir doktor, özel işletme çalışanlarının “burası bizim” ısrarıyla karşılaştı. Yerel mahkemeden başlayıp Yargıtay’a kadar uzanan süreç, hem çalışana hem de işletme yöneticisine 1 yıl 8’er ay hapis cezası getirdi. Karar, sahillerin halkın ortak yaşam alanı olduğunu bir kez daha net bir şekilde vurguladı.
Olay, doktorun Altınkum Plajı’nda havlusunu sererek güneşlenmek istemesiyle başladı. Yanına gelen işletme çalışanı, alanın özel işletmeye ait olduğunu ileri sürerek vatandaştan plajı terk etmesini istedi. Kişisel hürriyetinin engellendiğini düşünen doktor ise geri adım atmadı ve durumu anında Jandarma ekiplerine bildirdi. Şikâyet üzerine başlatılan adli soruşturma, kısa sürede mahkemeye taşındı.
Mahkeme, Anayasa’nın kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve herkesin eşit kullanımına açık bulunduğu ilkesinden hareket etti. “Kıyılardan serbestçe yararlanma” hakkının anayasal bir güvence altında olduğunu hatırlatan mahkeme, işletme çalışanını vatandaşın hareket özgürlüğünü hukuka aykırı biçimde kısıtladığı gerekçesiyle “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Aynı süre, olayı azmettirdiği belirlenen işletme yöneticisine de “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmayı azmettirme” suçundan verildi.
Karar, yalnızca bir olayın sonucu değil, Türkiye genelindeki sahil işletmeleri için de net bir uyarı niteliği taşıyor. Şezlong, şemsiye veya personel yoluyla halkın ücretsiz kullanım alanlarını fiilen işgal eden ve vatandaşı baskıyla uzaklaştırmaya çalışan işletmelerin, benzer uygulamalarda ağır hukuki sonuçlarla karşılaşabileceği mesajı verildi. Yargıtay süreciyle kesinleşen bu karar, kıyıların kimsenin tapulu malı olmadığını, halkın ortak yaşam alanı olduğunu bir kez daha kayıt altına aldı.
Uzmanlar, kararın emsal değerinin yüksek olduğunu belirtiyor. Özellikle turizm bölgelerinde sıkça yaşanan “özel plaj” tartışmalarında, vatandaşların yasal haklarını bilerek hareket etmesinin ve gerekirse kolluk kuvvetlerine başvurmasının önemini vurguluyorlar. Altınkum örneği, “burası bizim” söyleminin hukuken karşılığının olmadığını açıkça ortaya koydu.
Kıyılar halkındır. Bu karar, o gerçeği yargı diliyle bir kez daha teyit etti.
Kaynak, Pusula 48 haber gazetesi
Yorumlar (0)