Çözüm Halkların Kendi Kaderini Tayın Etmesindedir.
Suriye’nin kuzeyinde, özellikle Halep kentinde son günlerde yaşanan çatışmalar, ülkenin kırılgan barış sürecini yeniden tehdit ediyor. Ocak 2026’nın başlarında başlayan gerginlik, Hay’at Tahrir al-Sham (HTS) liderliğindeki geçiş hükümetine bağlı güçlerin, Halep’in Kürt nüfusunun yoğun olduğu mahallelerine yönelik saldırısıyla patlak verdi. Bu saldırı, Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan yeni yönetim ile Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmazlıkların bir yansıması olarak görülüyor. Çatışmalar hızla yayılırken, HTS’nin doğu Halep kırsalına takviye birlikler göndermesi ve bu bölgeleri kapalı askeri alan ilan etmesi, olası bir geniş çaplı operasyona işaret ediyor.
Çatışmaların kökeni, Halep’in Şeyh Maksud ve Aşrafiye mahallelerinde yoğunlaşıyor. Bu bölgeler, iç savaş yıllarında SDG’nin kontrolünde kalmış ve yaklaşık 400 bin kişilik bir Kürt nüfusuna ev sahipliği yapıyor. 6 Ocak 2026’da hükümet güçleri, SDG’yi “önce saldıran taraf” olmakla suçlayarak topçu ateşi ve drone saldırılarıyla mahallelere girdi. Yerel kaynaklara göre, bu saldırılarda en az yedi sivil hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. SDG’ye bağlı Asayiş güçleri direniş gösterse de, hükümetin ağır silah üstünlüğü nedeniyle mahalleler kuşatma altına alındı. Elektrik ve su kesintileri, internet erişiminin engellenmesi gibi tedbirler, sivillerin hayatını daha da zorlaştırdı.
Uluslararası arabuluculuk girişimleri devreye girdi. Fransa 24 ve diğer medya organları, hükümetin tek taraflı ateşkes ilan ettiğini ve Kürt savaşçılara kuzeydoğu Suriye’ye çekilme seçeneği sunduğunu bildirdi. Ancak Kürt konseyleri bunu “teslimiyet çağrısı” olarak nitelendirerek reddetti. Çatışmalar beş gün sürdü; top mermileri ve drone’lar mahalleleri vururken, SDG komutanı Mazlum Abdi, uluslararası müdahale çağrısında bulundu. Sonunda, 11 Ocak 2026’da kısmi bir ateşkes anlaşması sağlandı. SDG savaşçıları ve bazı siviller, otobüslerle Halep’ten çekildi ve hükümet güçleri mahalleleri ele geçirdi. Bu çekilme, hükümet için bir zafer olarak görüldü, ancak SDG bunu “sivil kayıpları önlemek için taktik bir adım” olarak tanımladı.
Çatışma Savaşa Dönme Potansiyeli İçermektedir !
Çatışmaların Halep merkezinden taşraya yayılması, Fırat Nehri’nin batısındaki diğer bölgelere sıçradı. HTS’ye bağlı birlikler, Halep’in doğusundaki Maskane ve Deyr Hafir çevresindeki kırsal alanlara yoğun takviye gönderdi. Bu bölgeler, stratejik öneme sahip; Maskane, Halep ile Rakka arasındaki otoyol üzerinde yer alıyor ve SDG güçlerinin kontrolündeki alanlara giden koridoru denetliyor. Hükümet, bu takviyeleri “güvenlik önlemi” olarak gerekçelendirirken, 13 Ocak 2026’da doğu Halep’i “kapalı askeri bölge” ilan etti. Bu karar, SDG ile hükümet arasındaki Mart 2025 anlaşmasının ihlali olarak yorumlanıyor. Anlaşma, SDG’nin ordunun bir parçası olmasını öngörüyordu, ancak 31 Aralık 2025 son tarihinin geçmesiyle gerginlik tırmandı.
Sosyal medyada paylaşılan videolar ve tanıklıklar, çatışmaların şiddetini gözler önüne seriyor. HTS güçlerinin tank ve ağır silahlarla ilerlediği, Kürt mahallelerinde “Allahu Akbar” sloganları eşliğinde sivilleri evlerinden çıkardığı iddia ediliyor. SDG, hükümet saldırılarını “İslamcı kökenli güçlerin etnik temizlik girişimi” olarak nitelendirirken, hükümet tarafı SDG’yi “terörist” olarak suçluyor. Türkiye’nin rolü de tartışmalı; Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk-Arap-Kürt birliğine yönelik provokasyonlara karşı uyarı” yaparken, bazı kaynaklar Türk destekli milislerin HTS’ye yardım ettiğini belirtiyor.
Bu gelişmeler, Suriye’nin geleceğini belirsizleştiriyor. HTS liderliğindeki hükümet, ülkeyi birleştirmek adına tekçi bir zihniyet çerçevesinde merkezi kontrolü güçlendirmeye çabaları, Kürt, Alevi, Dürzi ve ez cümle azınlıkların özerklik talebinde ısrarcı olmaları çatışma nedeni olmaktadır. Birleşmiş Milletler, sivil kayıplar ve yerinden edilmeler konusunda uyarıda bulundu; yaklaşık 30 bin kişi Halep’ten göç etmek zorunda bırakıldı. Doğu Halep’teki askeri yığınak, Deyr Hafir ve Maskane’de yeni cepheler açabilir, ki bu da çatışmanın Suriye’nin tamamına yayılması anlamına gelmektedir.
Sonuç olarak, Halep’teki bu çatışmalar, Suriye’nin iç savaş sonrası yeniden inşa sürecine değil, çöküşe sürüklüyor. HTS’nin agresif tutumu, halkların karşı direnişine , bölgesel aktörlerin müdahaleleri eklenince, Suriye’nin ateş topuna dönme ihtimali yükseliyor.
Yorumlar (0)