Türkiye İşçi Partisi: NATO Güçlenirse Tüm Dünya Kaybeder!

NATO kurulduğu günden bugüne emperyalizmin ve sermaye düzeninin askeri, diplomatik ve kültürel boyutlarıyla bir numaralı muhafızı olmaya devam ediyor. Türkiye sadece NATO’ya üye değildir, NATO çok çeşitli boyutlarıyla Türkiye’dedir ve onu içeriden de biçimlendirmektedir. NATO’nun çok boyutlu hegemonya tesis etme çabası, yurt içinde bizim yaşadığımız krizlerin diğer yüzüdür.

Türkiye İşçi Partisi: NATO Güçlenirse Tüm Dünya Kaybeder!

İçinde yaşadığımız ABD ve batının egemen olduğu emperyalist dünya düzeni, bizleri her gecen gün daha da yoksullaştırıyor, bir azınlık olan büyük sermayedarların çıkarları doğrultusunda bölgemizde ve dünyada savaşlar çıkarıyor, halklara terör saçıyor.

1950’de Amerikal Senator Mc Cain’in:

‘Türkiye’nin Kore savaşına fiilen yardımı Atlantik Paktı’na (NATO’ya) girmesini sağlayacaktır” demeci üzerine dönemin Demokrat Parti iktidarı EMPERYALİZME hizmet etmek icin kolların sıvamıştı ve bu demecin verildiği aynı gün Kore’ye asker gönderme kararı alınmıştı.

Bu kararın sonucunda, Kore Savaşı’nın sonu olan 1953 yılına kadar Türkiye’den 14 binden fazla asker gönderildi, 721’i hayatını kaybetti, binlercesi ağır yaralandı.

ABD /NATO’ya ödenen bu bedel ile 1952’de Türkiye’nin üyeliği kabul edilmişti.

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Dulles’in:

“Türk askerleri cok ucuz, bize maliyetleri adam başı 23 cent”

Demesinin üzerine de Nazım Hikmet, “23 Sentlik Asker” şiirini yazmıştı:

“Mister Dalles,
Sizden saklamak olmaz,
Hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
Koyun eti,
Ankara’da 23 sente,
Yahut iki kilo kuru soğan
Yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
Elli santim kefen bezi yahut,
Yahut da bir aylığına
Yirmi yaşlarında bir tane insan.”

O günlerden bugüne, 26’dan fazla NATO /ABD üssü kuruldu, “ortak güvenlik’ maskesi altında ABD’nin Kore, Suriye, Afganistan, Irak gibi pek çok Ülkeye dönük emperyalist müdahalelerine ülkemiz alet edildi.

NATO kurulduğu günden bugüne emperyalizmin ve sermaye düzeninin askeri, diplomatik ve kültürel boyutlarıyla bir numaralı muhafızı olmaya devam ediyor.

Türkiye sadece NATO’ya üye değildir, NATO çok çeşitli boyutlarıyla Türkiye’dedir ve onu içeriden de biçimlendirmektedir. NATO’nun çok boyutlu hegemonya tesis etme çabası, yurt içinde bizim yaşadığımız krizlerin diğer yüzüdür.

Ancak NATO daha fazlasını istemektedir.

Dönemin başbakanı Ecevit tarafından dahi kontrol edilemeyen “Özel Harp Dairesi”nden ya da “Komünizmle Mücadele Dernekleri”nden hatırlayabileceğimiz NATO’nun, ülkelerin iç işlerine karışma biçimlerinin en günceli ise Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın %5’inin askeri harcamalara ayrılması konusunda başlattığı baskıdır.

Düzen siyasetçileri güvenlik kaygılarını ve savaş tehditlerini uluslararası güçlere boyun eğmenin bir aracı olarak kullanmaktadırlar. Oysa biz, bu jeopolitik gerilimlerin; her geçen gün daha sert yaşadığımız yoksulluk, adaletsizlik ve eşitsizlikle etle tırnak gibi bir bütün olduğunu görmeliyiz.

Zehra Kahraman
TİP Datça İlçe Örgütü Başkanı
Kaynakça:
1) Reaksiyon ve Onurlu Duruş Kıskacında Anti Emperyalizm, Alp Tanlası, Ayrım Dergi (ayrim.org)
2) No to NATO, (notonato2026.org)

4 Nisan, NATO’nun kuruluş yıldönümünde, TİP Genel Merkezi'nin basın açıklaması tam metni:

Türkiye İşçi Partisi Basın Açıklaması

Bugün emperyalizmin savaş örgütü NATOಬnun 77. kuruluş yıldönümü. Emperyalistlerin soğuk savaş yıllarının projesi olarak ortaya çıkan NATO, Sovyetler birliğine karşı “Özgür dünyayı savunan bir koalisyon” olarak lanse edilmiştir. Oysa ABDಬnin başını çektiği bu emperyalist koalisyon, bir savunma değil saldırı koalisyonudur. NATO yıllar içinde halkların özgürlüğü için en büyük tehdit haline gelmiştir. Kurulduğu günden bu yana dünya halklarına savaş ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen bu oluşum iddia edildiği gibi bir güvenlik veya savunma örgütü değildir. İkinci Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmaya çalışan dünya halklarının emperyalizme eklemlenmesi için Marshall yardımları ile ekonomik ve askeri bağımlılığın zemini hazırlandı. Tüm askeri yapının NATOಬya göre yeniden düzenlenmesi, siyasi ve iktisadi ilişkilerin emperyalizme göre yeniden düzenlenmesi ile eş zamanlı yaşandı. Tüm ülkeler, tıpkı Türkiye gibi emperyalizme her açıdan göbekten bağımlı hale getirildi. Sovyetler Birliğiಬnin dağılmasının ardından işlevi sona eren NATOಬnun da dağılması bekleniyordu. Fakat dağılmak şöyle dursun agresif bir şekilde genişlemeye devam etti. Girdiği her ülkeye iç savaş, kan ve gözyaşı taşıyan bu savaş örgütü artık özgürlük maskesine ihtiyaç dahi duymuyordu. Bugün ABD emperyalizmi, içinde yaşadığımız coğrafyayı bir kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Filistinಬde, Gazzeಬde çocuklar katledilirken; bölge bombalarla yerle bir edilirken, NATO ülkeleri ya sessiz kalarak ya da açıktan bu suçun ortağı oluyor. ABD emperyalizminin can yoldaşı AKP iktidarı sözde Filistin için gözyaşı dökerken, gerçekte İsrailಬle iş birliği yapmaya, ticareti sürdürmeye devam ediyor. Bu ikiyüzlülüğü kabul etmiyoruz. Halkların yaşam hakkı söz konusu olduğunda susanlar, kendi çıkarları tehlikeye girdiğinde demokrasi ve insan hakları söylemlerine sarılıyor.

Yıllardır farklı kalıplar ardına saklanan, başını ABDಬnin çektiği emperyalist düzen, bugün uluslararası ölçekte yeni bir kara düzen inşa etmeye çalışmaktadır. Bu düzen, halklara yoksulluk ve ölüm dayatırken, bir avuç sermaye grubuna servet büyütmektedir. NATO savaş örgütü bu yılki zirvesini 7-8 Temmuz tarihlerinde ülkemizde düzenleyecek. Gazzeಬde, İranಬda, Kübaಬda, Venezuelaಬda haydutluk yapmaya devam edenler kameralar karşısına geçip güvenlik masalları anlatacaklar. Uluslararası hukuku yok eden emperyalist haydutlar, NATO üsleri ile donattıkları ülkemizin başkentinden dünyayı tehdit edecekler. Ancak bizim de onlara vereceğimiz cevaplar var. Bu ülke sizin her dediğinizi yapan uşaklardan ibaret değil. Burada ülkesinin bağımsızlığını isteyen, bölgedeki halklarla barış içinde yaşamak isteyenler var. 68 kuşağından aldığı mirasa sahip çıkan ve haydutça yaptığınız planları bozacak olanlar var. Denizleri Mahirleri unutmaya ve unutturmaya çalıştıklarını görüyoruz. Onlara yeniden hatırlatacak olanlar var.

Türkiye İşçi Partisi 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış