İran’da Protestolar hız kesmeden Sürüyor
İran, Aralık 2025’in son günlerinde başlayan ve hızla ülke geneline yayılan protestolarla sarsılıyor. Ekonomik çöküş, enflasyon ve rialin değer kaybı gibi nedenlerle tetiklenen gösteriler, 16. gününe girerken rejim karşıtı bir harekete dönüştü. İnsan hakları gruplarına göre, en az 1.850 protestocu hayatını kaybetti, 16.784 kişi gözaltına alındı. Ancak İranlı yetkililer, ölü sayısını 2.000 olarak kabul ederken, “göstericileri” suçluyor. İnternet kesintisi nedeniyle doğrulama zorlaşırken, uluslararası toplumda farklı bağlamlarda tepkiler yükselerek sürüyor.
Protestolar, 28 Aralık 2025’te Tahran’ın merkezinde küçük grupların fiyat artışlarını ve hükümetin aşırı denetimlerini eleştirmesiyle başladı. Kısa sürede, ülkenin 31 eyaletinin tamamında 180’den fazla şehir ve kasabaya sıçradı; toplamda 512 noktada eylem kaydedildi. Göstericiler, başlangıçta ekonomik taleplerle sokağa çıksa da, sloganlar hızla “Kahrolsun diktatör” ve “Özgürlük, adalet, İran Cumhuriyeti” gibi rejim karşıtı ifadelere evrildi. Tahran ve Mashhad gibi büyük şehirlerde çatışmalar görülüyor; güvenlik güçleri canlı mermi, göz yaşartıcı gaz ve sopalarla müdahale ediyor.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestolarda en az 1.850 kişinin öldüğünü, 16.784 kişinin tutuklandığını rapor etti. Bu rakamlar, CNN ve Reuters gibi uluslararası medya tarafından da doğrulanıyor, ancak İran’daki iletişim karartması nedeniyle tam sayılar belirsiz. Bir İranlı yetkili, Reuters’a verdiği demeçte ölü sayısını 2.000 olarak kabul etti, ancak “göstericilerin” sivil ve güvenlik güçlerini öldürdüğünü iddia etti. Bağımsız kaynaklar, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtiyor; The Guardian, 6.000’e kadar çıkabileceğini tahmin ediyor. NPR’ye göre, ölümlerin büyük kısmı güvenlik güçlerinin şiddetli müdahalesinden kaynaklanıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, “yüzlerce” ölümün doğrulandığını ancak tam sayıyı veremediğini açıkladı.
Gösterilerin arka planında, İran’ın derinleşen ekonomik krizi yatıyor. ABD ve İsrail’in geçen yılki hava saldırıları sonrası yaptırımlar sertleşti, enflasyon %50’yi aştı ve rial tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Protestolar, 2022’deki Mahsa Amini olayından bu yana en büyük iç meydan okuma olarak görülüyor. Rejim, protestoları “dış güçlerin kışkırtması” olarak nitelendirirken, muhalifler bunu “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun başlangıcı” olarak tanımlıyor.
Uluslararası tepkiler çeşitlilik gösteriyor. ABD Başkanı Trump, Truth Social üzerinden “İranlı yurtseverler, protestolara devam edin, kurumlarınızı ele geçirin! Yardım yolda” mesajı yayınladı. İranlı yetkililerle tüm toplantıları iptal eden Trump, İran’la ticaret yapan ülkelere %25 tarife uygulayarak baskıyı artırdı. Bu adım, Çin ve Rusya gibi ülkeleri etkilerken, Tahran “herhangi bir ABD veya İsrail saldırısına misilleme yapacağız” uyarısında bulundu. İsrail, protestoları yakından izlerken, Filistinliler rejimin kalmasını umuyor. Umman, diplomatik arabuluculuk yaparak gerilimi düşürmeye çalışıyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, baskıyı kınayarak uluslararası toplumu baskı yapmaya çağırdı.
Diasporadaki İranlılar da harekete geçti. Londra’da yüzlerce kişi, Westminster’da toplanarak Batı hükümetlerinden “eylem” talep etti. Prens Pehlevi’nin görüntüleri ve şah dönemi bayrakları taşıyan protestocular, “Mollalar gitmeli” sloganları attı. Benzer eylemler Erbil ve Toronto’da da görüldü.
Rejimin geleceği belirsiz. Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü uzmanı Sanam Vakil, “Protestolar, toplumun direncini gösteriyor ama rejim reform yapmazsa çöküş kaçınılmaz” diyor. Ancak Guardian, rejimin Saddam Hüseyin örneğinde olduğu gibi hayatta kalabileceğini belirtiyor. Gösteriler devam ederken, dünya nefesini tutmuş bekliyor: Bu, bir ekonomik isyan mı yoksa yeni bir devrim mi?
Yorumlar (0)