İspanya- Ceuta’da Irkçılığa Geçit Yok

Ceuta’nın toplumsal dokusu, bu tepkinin nedenini anlamak için önemli. Kent, yüzyıllardır Hristiyan, Müslüman, Yahudi ve Hindu toplulukların bir arada yaşadığı, çok kültürlü bir yapıya sahip. Göç krizi gibi zor dönemlerde bile, yerli halkın büyük bölümü “biz ve onlar” ayrımına karşı çıkıyor. Protestolarda duyulan “Bu Ceuta, Torre Pacheco değil” sloganı da bu bilinçli tutumu yansıtıyor: Başka bölgelerde yaşanan gerilimlerin buraya taşınmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.

 İspanya- Ceuta’da Irkçılığa Geçit Yok

 

Halk, Göç Krizini Siyasi İstismara Dönüştürmeye Çalışanlara Karşı Sokağa Çıktı

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk kenti Ceuta, son günlerde yaşadığı büyük göç krizinin ardından bir başka sınavla karşı karşıya kaldı. Fas’tan kente kitlesel geçişler yaşanırken, bu yoğun göçü kendi siyasi çıkarları için kullanmak isteyen aşırı sağcı gruplar ve provokatörler, kent halkının güçlü ve kararlı tepkisiyle karşılaştı. Sonuç netti: Ceuta halkı, bölünmeye ve nefret diline izin vermedi.

Son dönemde Ceuta’da yaşanan göç hareketliliği, kenti ciddi bir baskı altına aldı. Binlerce kişinin sınırdan geçmesi, güvenlik, barınma ve toplumsal düzen açısından zorluklar yarattı. Ancak asıl dikkat çeken gelişme, bu krizin ardından ortaya çıkan siyasi fırsatçılık oldu. Aşırı sağ örgüt Núcleo Nacional, Avrupa Parlamentosu üyesi Alvise Pérez ve sosyal medya üzerinden tanınan Vito Quiles gibi isimler, kente gelerek etkinlikler düzenlemeye, “vatanı savunma” söylemiyle kitleleri etkilemeye çalıştı. Plaza de los Reyes başta olmak üzere kentin merkez noktalarında toplanma çağrıları yapıldı.

Bu girişimler, Ceuta halkının, özellikle de Fas kökenli sakinlerin tepkisini çekmekte gecikmedi. Yüzlerce kişi sokağa çıkarak “Ceuta unida, no dividida” yani “Bölünmüş değil, birleşik Ceuta!” sloganını haykırdı. Protestocular, gelenlerin kitlesel göçü istismar ettiğini, nefret tohumları ektiğini ve kentin uzun yıllardır süregelen bir arada yaşama kültürünü zedelemeye çalıştığını vurguladı. “Biz de İspanyoluz”, “Bu bizim şehrimiz de”, “Irkçılığınızla gidin” gibi tepkiler, hem Núcleo Nacional üyelerine hem de Alvise Pérez ve Vito Quiles’e yöneltildi.

Polis, yükselen gerilimi kontrol altına almak zorunda kaldı. Alvise Pérez ve yanındakiler bir süre bir işletmede koruma altında tutulduktan sonra limana doğru tahliye edildi. Núcleo Nacional’ın yaklaşık yirmi üyesi de aynı şekilde polis eşliğinde kentten çıkarıldı. Vito Quiles’in izinsiz eylem girişimi de sonuçsuz kaldı. Kentte hâkim olan atmosfer, ırkçı kışkırtıcıların beklediği gibi bir kutuplaşma değil, aksine yerel dayanışmanın güçlenmesi oldu.

Ceuta’nın toplumsal dokusu, bu tepkinin nedenini anlamak için önemli. Kent, yüzyıllardır Hristiyan, Müslüman, Yahudi ve Hindu toplulukların bir arada yaşadığı, çok kültürlü bir yapıya sahip. Göç krizi gibi zor dönemlerde bile, yerli halkın büyük bölümü “biz ve onlar” ayrımına karşı çıkıyor. Protestolarda duyulan “Bu Ceuta, Torre Pacheco değil” sloganı da bu bilinçli tutumu yansıtıyor: Başka bölgelerde yaşanan gerilimlerin buraya taşınmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.

Olaylar, aşırı sağın göç krizlerini nasıl araçsallaştırdığını bir kez daha gözler önüne serdi. Kriz anlarında ortaya çıkan korku ve belirsizlik, bazı siyasi aktörler için oy ve görünürlük fırsatına dönüştürülmeye çalışılıyor. Ancak Ceuta örneği, bu stratejinin her yerde işe yaramadığını gösteriyor. Yerel halk, kendi sorunlarını dışarıdan gelenlerin nefret söylemiyle çözmeyeceğini, birlik ve diyalog yoluyla aşacağını net bir şekilde ortaya koydu.

Hükümet yetkilileri de bu tabloyu teyit eden açıklamalar yaptı. Ceuta’daki hükümet temsilcisi, aşırı sağ grupların amacının kentin zorluklarından siyasi çıkar sağlamak, nefret ve korku yaymak olduğunu belirtti. Ceuta’nın çeşitlilik ve saygı temelli bir yaşam alanı olduğunu vurgulayan bu tutum, sokaktaki tepkiyle örtüşüyor.

Sonuç olarak, Ceuta’da yaşananlar yalnızca bir göç krizinin yan etkileri değil, aynı zamanda toplumun kendi kimliğini ve bir arada yaşama iradesini savunduğu bir an. “Bölünmüş değil, birleşik Ceuta!” sloganı, geçici bir protesto sloganı olmanın ötesine geçerek, kentin temel mesajına dönüştü. Irkçılığa ve siyasi istismara karşı çıkan bu duruş, benzer krizlerle karşı karşıya kalan başka kentler için de önemli bir örnek teşkil ediyor.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış