NATO Zirvesi ve Baskı Dalgası

NATO Zirvesi, yalnızca bir “güvenlik” toplantısı değil; aynı zamanda militarizmin, silah ticaretinin ve emperyalist politikaların vitrini. “Savunma ittifakı” diye pazarlanan bu yapı, kuruluşundan bu yana onlarca savaşa, müdahaleye ve çatışmaya bulaşmış bir savaş örgütüdür. Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya uzanan kanlı tarih, NATO’nun “barış” söyleminin ne kadar boş olduğunu kanıtlıyor. Zirvenin Ankara’da yapılmasının asıl amacı, Türkiye’yi daha fazla silahlanmaya, daha fazla NATO üssüne ve daha fazla küresel çatışmanın parçası olmaya ikna etmektir.

NATO Zirvesi ve Baskı Dalgası

 

  NATO Sabıkalı Savaş Örgütüdür

Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ancak zirve öncesinde fiili bir OHAL havası hâkim. Ankara Valiliği’nin 6-12 Temmuz arasında eylem, miting, sempozyum, panel, mezuniyet töreni, konser, şenlik ve benzeri tüm toplu etkinlikleri yasaklaması yetmezmiş gibi, KYK yurtlarında da skandal bir düzenleme devreye sokuldu. Beşevler Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrencilere, zirve için görevli polislerin yurda 2-3 Temmuz’da yerleşeceği, bu nedenle yurtların 26-30 Haziran arasında boşaltılması gerektiği bildirildi. Temizlik yapılacak bahanesiyle öğrenciler adeta sokağa atılıyor. Bu tablo, Türkiye’de demokratik hakların nasıl kolayca askıya alınabildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

NATO Zirvesi, yalnızca bir “güvenlik” toplantısı değil; aynı zamanda militarizmin, silah ticaretinin ve emperyalist politikaların vitrini. “Savunma ittifakı” diye pazarlanan bu yapı, kuruluşundan bu yana onlarca savaşa, müdahaleye ve çatışmaya bulaşmış bir savaş örgütüdür. Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya uzanan kanlı tarih, NATO’nun “barış” söyleminin ne kadar boş olduğunu kanıtlıyor. Zirvenin Ankara’da yapılmasının asıl amacı, Türkiye’yi daha fazla silahlanmaya, daha fazla NATO üssüne ve daha fazla küresel çatışmanın parçası olmaya ikna etmektir.

Öğrencilerin yurtlarından zorla çıkarılması, tam da bu zihniyetin bir yansıması. Gençlerin eğitim hakkı, barınma hakkı hiçe sayılarak, polis konforu ön plana çıkarılıyor. Yurtlar, öğrencilerin ikinci evi olmalı; zirve için geçici karargâha dönüştürülmemeli. Bu uygulama, iktidarın protesto seslerini bastırma, muhalifleri sindirme ve “güvenlik” adı altında otoriter tedbirleri normalleştirme çabasının parçası. Eylem yasağıyla birlikte düşünüldüğünde, vatandaşların düşüncelerini özgürce ifade etme hakkı adeta gasp ediliyor. Sokaklar susturulurken, NATO’nun savaş davulları çalınıyor.

NATO’ya hayır demek, barışa evet demektir. NATO’ya hayır demek; silahlanmaya, doğanın tahribatına, milyonların katledilmesine, kaynakların savaş makinelerine aktarılmasına hayır demektir. Her yıl milyarlarca dolarlık bütçe silah şirketlerine akarken, eğitim, sağlık ve çevre projeleri için kaynak bulunamıyor. İklim kriziyle boğuşurken, NATO operasyonları fosil yakıt savaşlarını körüklüyor, ormanları, tarım alanlarını yok ediyor. Ukrayna’daki çatışma da gösteriyor ki, bu ittifak genişledikçe barış değil, gerilim artıyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, egemenliğimizi sınırlıyor, bizi yabancı güçlerin çıkarlarının bekçisi haline getiriyor.

Gençler yurtlarından edilirken, barış aktivistleri, öğrenciler, emekçiler ve çevreciler susun istiyorlar. Tarih boyunca savaş karşıtı hareketler, zulme karşı direnişle anıldı. Bugün de Ankara’da NATO Zirvesi’ne karşı yükselen sesler, sadece bir zirveye değil, savaş endüstrisine, militarizme ve özgürlükleri budayan politikalara karşı bir duruştur. Temiz bir gelecek, barışçıl bir dünya istiyorsak, silahlanmaya değil, eşitlikçi özgür bir dünya için mücadele etmeliyiz.

Bu süreçte KYK yurtlarının karargaha çevrilmek istenmesi kabul edilir değildir. Yurtlar öğrencilerindir.  polis karargâhı olmamalıdır. NATO’ya karşı Sessiz kalmak savaşın sürgit pasif destekçisi olmaktır. NATO’nun savaş gölgesi altında değil, özgür ve barışçıl bir ülkede yaşamayı hak ediyoruz.

Zirve, gösterişli toplantılarla geçip gidecek ama geride bıraktığı OHAL uygulamaları, evlerinden edilen öğrenciler ve susturulmak istenen sesler kalacak. Bu tabloyu değiştirmek elimizde. Barış ve özgürlük mücadelesini büyütelim. NATO’ya hayır; savaşa, sömürüye ve baskıya hayır!NATO Zirvesi ve Baskı Dalgası

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış