Suriye Yeniden İç Savaşın Eşiğinde

Son olaylar, Aralık 2025 sonlarında başladı. Suriye Demokratik Güçleri - SDG, Hükümet Güçlerini rastgele bombardıman yapmakla suçlarken, Şam yönetimi SDG’yi sivillere saldırmakla itham etti . Ocak 2026’nın ilk günlerinde çatışmalar yoğunlaştı. Hükümet Kuvvetleri, mahalleleri kuşatarak tanklar ve ağır silahlarla saldırdı; SDG ise savunma pozisyonunda kaldı, direndi . Rudaw gibi Kürt kaynakları, binlerce sivilin yerinden edildiğini ve sivillerin bombardıman altında kaldığını rapor ediyor. Suriye Sivil Savunması’na göre, sadece bir günde 850’den fazla kişi tahliye koridorlarından kaçtı, ancak patlamalar ve çatışmalar tüm şiddeti ile devam ediyor

Suriye Yeniden İç Savaşın Eşiğinde

Halep’te Yükselen Gerilim

Halep, Suriye’nin en büyük şehirlerinden biri olarak yıllardır savaşın yaralarını taşıyor. Ancak son günlerde, özellikle Kürt mahalleleri Şeyh Maksud (Sheikh Maqsoud) ve Eşrefiye (Ashrafiyeh) çevresinde yaşanan çatışmalar, ülkeyi yeniden kaosa sürükleme potansiyeli taşıyor. Suriye Savunma Bakanlığı, bu iki mahalleyi “kapalı askeri bölge” ilan ederek tahliye kararı aldı. Buna karşın yerel mahalle meclisleri, halkı evlerinde kalmaya çağırıyor. Bu gelişmeler, Şeriatçı çetelerin (özellikle Hay’at Tahrir al-Sham - HTŞ gibi İslamcı grupların) Suriye’yi iç savaşa sürüklediği bir dönemin geldiğine işaret ediyor. Emperyalist müdahaleler ise sorunu çözmek yerine, karmaşayı derinleştiriyor. Gerçek çözüm, halkların eşitlik temelinde bir araya gelerek demokratik bir Suriye inşa etmesinde yatıyor.

Arka Plan: Halep’teki Kırılgan Dengeler

Halep, Suriye iç savaşının en şiddetli cephelerinden biriydi. 2016’da hükümet güçlerinin şehri tamamen kontrol altına almasının ardından, Kürt nüfusunun yoğun olduğu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bağlı Asayiş güçleri tarafından yönetilmeye devam etti. Bu bölgeler, Kürtler, Hristiyanlar, Yezidiler ve diğer azınlıkların sığındığı güvenli limanlar haline geldi . Ancak, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından oluşan geçici hükümet, HTS lideri Ebu Muhammed el-Culani’nin etkisi altında şekilleniyor. Bu yeni yapı, Kürt bölgelerini entegre etmek yerine, baskı uygulamayı tercih ediyor.

Son olaylar, Aralık 2025 sonlarında başladı. SDG, hükümet güçlerini rastgele bombardımanla suçlarken, Şam yönetimi SDG’yi sivillere saldırmakla itham etti . Ocak 2026’nın ilk günlerinde çatışmalar yoğunlaştı. Hükümet, mahalleleri kuşatarak tanklar ve ağır silahlarla saldırdı; SDG ise savunma pozisyonunda direndi . Rudaw gibi Kürt kaynakları, binlerce sivilin yerinden edildiğini ve sivillerin bombardıman altında kaldığını rapor ediyor . Suriye Sivil Savunması’na göre, sadece bir günde 850’den fazla kişi tahliye koridorlarından kaçtı, ancak patlamalar ve çatışmalar devam ediyor .

Şeriatçı Çetelerin Rolü: İç Savaşı Yeniden Alevlendirmek

HTS gibi Şeriatçı gruplar, Suriye’nin yeni hükümetinde etkili konumda. Culani’nin liderliğindeki bu yapılar, Kürt bölgelerini “tehdit” olarak görüyor ve entegrasyon yerine yok etmeyi amaçlıyor. Son saldırılar, Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu (SNA) ve HTŞ’nin koordineli eylemlerini andırıyor; bazı raporlar, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şam ziyareti sonrası gerilimin arttığını belirtiyor . Bu çeteler, sivilleri hedef alarak etnik temizlik çağrıları yapıyor – örneğin, Kürtleri “etnik grup olarak yok etme” söylemleri yayılıyor .

Bu durum, Suriye’yi yeniden iç savaşa sürüklüyor. Önceki yıllarda benzer saldırılar Afrin’de yaşanmıştı; şimdi Halep’te tekrarlanıyor. Hükümetin “askeri bölge” ilanı, sivilleri zorla yerinden ederek kontrolü ele geçirme stratejisi olarak görülüyor . Ancak bu, sadece şiddeti artırıyor: En az 11 ölü, onlarca yaralı rapor edildi . Şeriatçı ideoloji, eşitlik yerine baskıyı dayatıyor ve ülkeyi mezhepçi bir yapıya hapsediyor.

Emperyalist Müdahaleler: Çözüm Değil, Kördüğüm

Emperyalist güçler – ABD, Türkiye, Rusya ve İran – Suriye’de kendi çıkarlarını kolluyor. İsrail Dürzileri destekleyerek, Golan tepelerini , topraklarına katmış durumdadır. ABD, SDG’yi IŞİD’e karşı desteklerken, Kürt bölgelerini tampon olarak kullanıyor . Türkiye ise Kürt varlığını “terör” bahanesiyle tehdit ediyor; SNA aracılığıyla saldırıları teşvik ediyor . Rusya ve İran, Şam’ı destekleyerek dengeyi bozuyor. Bu müdahaleler, sorunu çözmek yerine “kara deliğin kördüğümünü” yaratıyor: Yabancı güçler, yerel dinamikleri manipüle ederek kalıcı barışı engelliyor.

Örneğin, Caesar yaptırımlarının kaldırılması, hükümetin SDG ile entegrasyonunu şart koşuyordu, ancak saldırılar bu süreci baltalıyor. Emperyalizm, Suriye’yi vekil savaşlarının arenası haline getiriyor; halklar ise kurban oluyor.

Çözüm Yolu: Eşitlik Temelinde Demokratik Suriye

Gerçek çözüm, şiddet değil, diyalogda yatıyor. Halklar – Kürtler, Araplar, Hristiyanlar, Yezidiler – eşitlik temelinde bir araya gelmeli. Demokratik bir Suriye, federal bir yapı ile azınlık haklarını güvence altına alabilir. SDG’nin  entegrasyonu, ülkeyi birleştirebilir; ancak bunun için Şeriatçı çetelerin baskısı sona ermeli.

Uluslararası toplum, baskı yerine arabuluculuğu teşvik etmeli. Yerel meclislerin çağrısı gibi, halkın evlerinde kalması ve direnişi, barışçıl bir geçişin anahtarı olabilir . Suriye’nin geleceği, emperyalist oyunlara değil, halkların iradesine bağlı.

Halep’teki olaylar, Suriye’nin kırılganlığını gösteriyor. Şeriatçı çeteler ve dış müdahaleler devam ettikçe, iç savaş kaçınılmaz. Ancak eşitlik ve demokrasi ile yeni bir sayfa açılabilir – bu, tüm Suriyelilerin ortak çıkarınadır. Bundan başka halkların çıkarına bir çözüm yoktur.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış